Sıkı durun, şimdi size uzun süreli ve mutlu bir birlikteliğin sırlarını vereceğim. İşte o sırlar; kanser, yoksulluk, büyük ekonomik sıkıntılar, sevilen insanların kaybı, yaklaşan ölüm, hasımlar ve hatta ayak serçe parmağımızı kırma niyetinde olan sehpalar
“hassiktir lan” dediğinizi duyar gibiyim. Demeyin lan. Önce bi dinleyin.
Sevdiklerimizi bize bağlayan duygunu beslendiği pek çok farklı kaynak mecvuttur. Sevgi, arzu, sadakat içgüdüsü, kan bağı, mecburiyet hissi ve benzeri bir çok kaynakla sevdiklerimizi sevmeye devam ederiz. Fakat bütün bu hislerin kaynağı yine kendimiz olduğundan ötürü, kaynakların devamlılığında problemler çekeriz.
Birine karşı hissettiğimiz şeyler kolaylıkla değişebilir. Örneğin göbek deliğinden çıkardığı pamuğu sağda solda bırakan bir adam size eskisi kadar çekici gelmeyebilir. Ya da ilişki başlangıcında size "muci muci muç muç" şeklinde bebek taklidi yapan kız, eskisi kadar sevimli görünmeyebilir. Hatta bir sabah uyandığınızda, hemen yanı başınızda yatan eşinizi, imza atıp şahitler önünde yemin etmiş olmanıza rağmen eskisi kadar sevmediğinizi, onun yerinde bir başkasının olmasını arzuladığınızı farkedebilrisiniz.
Hal böyleyken, siz de takdir edersiniz ki uzun ve kararlı bir birliktelik için çekicilik, sevgi, sadakat adındaki bu denli kaypak bir hislere bel bağlamak çok güvenilir bir durum değildir.
“Peki nasıl oluyor da oluyor” kısmı ise burası; hemen şimdi, bütün bu içten gelip, kendi iç dinamiklerimizle şekillenen bu duyguları bir kenara bırakacağız ve kendimizi ortak düşman etkisinin güçlü kollarına atacağız. Bi dakka, bi küfretmeyin lütfen. Allah allah!
“Neden eski zor zamanlarda insanlar daha mutluydu ve birbirini daha çok severdi?”, “Neden geçim derdi çeken ailelerde eşler arasında bağlar ve dayanışma daha kuvvetlidir?”, “Neden herkes fabrikatörün karşısında tiradını atan Yaşar Usta’nın arkadaşı olmak ister?”
İşte bu soruların cevaplarını ararken farkettim ki, ortak bir düşmana sahip olmak, pek çok duygudan daha kararlı ve sağlam bir bağ. Bu aslında oldukça ilkel, ilkel olduğu kadar da güçlü bir şey. Ta en başında mağaralarda yaşarken aklımıza gelen "Abicim bu böyle olmayacak, gelin birlikte dolanalım ki kaplanlar bizi yemesin" düşüncesinin bir tezahürü. Sevgi, dostluk, kardeşlik, birlikte daha iyiye, insanlar el ele tutuşsun, hayat bayram olsun gibi zırvalardan, daha gerçek ve etkisi defalarca kanıtlanmış.Demem o ki, evlilik gibi, aile hayatı gibi, insan hayatının çoğunu işgal eden bir zaman sonra gevşemeye ve eskimeye mahkum birlikteliklerde birbirini sevmeve kasmaktansa ortak bir düşmana sahip olmak çok daha akıllıca bir hareket olacaktır. Bu düşman birikim, yönelim ve derinliğinize göre; komunistler olabilir, liberaller olabilir, faşistler olabilir, tuvaletinizi işgal eden mikroplar olabilir, kırık saç uçları olabilir, açılmayan konserve kapakları olabilir, banka hesabınız olabilir, kredı kartlarınız olabilir, en başta dediğim sehpalar olabilir, bulunmak zorunda olduğunuz şehir ya da ülke olabilir, patronunuz olabilir, justınbieberparishiltonkimkardashian olabilir, yan komşunuz olabilir, yan komşunuzun zır zır ağlayan cocuğu olabilir, yan komşunuzun yeni aldığı ve pazar günleri sabahın köründe kullanmaya bayıldığı matkabı olabilir, kıskandığınız arkadaşlarınız olabilir, örümcekler olabilir, hiç sahip olamayacağınız şeyler olabilir, atlar olabilir, otlar olabilir, boklar olabilir...
Yeter ki bir şeylere "birlikte" düşmanca şeyler hissedin. Öfkeyi de en az sevgi kadar kullanın. Zaten onu kullanmamaya çalıştıkça birbirimize karşı kullanmaya başlamıyor muyuz? İşte birbirinizi düşman edinmeden, bir düşman edinin. Bir de böyle deneyin. Olmadı gelin beni bulun hep birlikte ağzımı burnumu kıralım!
8 yorum:
edvırt sen neler yapmışsın yaa! dün sahil yolunda trafikte kalınca kıroların aşklarının daha bir kuvvetli olduğu konusunda hemfikir olmuştuk araççak fekat konuyu çok güzel bir yere bağlamışsın. tebrik ediyorum!
tanıdığım bir çift var, beraber çok güzel nefret ediyorlar. ikisi de pek insan sevmiyor, ikisi de eleştirecek illa ki bir şeyler buluyor ve bunu çok güzel yapıyorlar. bu durum, bu yazıyla birleşince daha da bir anlamlı oldu gözümde.
nefis.
Takım ruhu desen, uyum desen, ahenk desen dişimi kıracağım zaten.. Geçenlerde bir "teyze" televizyonda formül veriyordu: "hoşgörü, anlayış, fedakarlık".. Hmm, düşünüyorum da, biri bana neden bir birliktelik yaşanması gerektiğini hatırlatabilir mi bir ara?!
valla sonunda bagladıgın yer enteresan olmus gercekten. Ofkeyı kullanma sanatı ilginç
çok doğru hocam ellerine sağlık yorumsuz kalmasın blog kayıtların hiç bir zaman :)
güzel bir yazı ve iyi bir tespit olmuş. Aynı tespitti bi blog yazımda farklı şekilde yazmıştım yıllar önce, şöyle;
"Peki iki tarafta aynı düşünüyorsa?... O zaman o iki kişi birlikte olup çözebilecekleri başkalarının sorunları üzerine yoğunlaşmalıdırlar."
Bkz.: http://faikaydin.blogspot.com/2008/10/dusuncede-altn-oran.html
güzel yazı.
Yorum Gönder