12 Ağustos 2010 Perşembe

Edward_Ander_s01e01_hdtv_eztv.avi

nasıl anlatsam bilemedim ki şimdi. bu, şunun gibi; hani sonunu yahut olayların işleyişini tam hatırlamadığınız bir hikayeyi başkasının anlatması vardır ya, işte öyle. çorap söküğü gibi geldikçe hikayenin devamı, "aa.. tabi yav, öyleydi" dediğiniz türden.

neden mi bahsediyorum? orijinal altyazılı hayatımdan.

şöyle açıklayayım; aslında biraz How I Met Your Mother'ın Ted Mosby'si gibiyim ben. (dürüstçe söylemek gerekirse, daha az kadınla muhattap olanı) hayatımı hep bir plana sokma çabasındayken, süreçleri kaçırırım. hiç gelmeyecek sonuca ulaştığım, "aha, bitti. sonunda vardım" diyebileceğim o küçük an için, ayları yılları harcarım da ruhum tınmaz, kaçırdıklarımı görmem. sonucu sever, sonucu isterim.

ha tabi, yaşadığımız şu ortak hayat içerisinde (ki buna sen de dahilsin ey güzel okur) başrolun bende olduğunu iddia edecek kadar da megaloman değilim. hani bir muhasebesini çıkarsalar, hayatım boyunca etkileşim halinde olduğum uzayda, en fazla bir tutam baharat kadar bir tat bırakmışımdır. tıpkı Heroes'ta Hiro Nakamura'nın yancısı olan adam gibi. bak ismini bile hatırlayamadım şimdi. öyle işte; olsa da olur, olmasa da.

konu açılmışken söyleyeyim bu yancılık işinde epey iyiyimdir yani. gerçi fiyakalı ismini tercih ederim; "ikinci adamlık" tam bana göredir . yakın dostlarıma filan elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. ihtiyaç anında görevden kaçmam. sorumluluk alırım. iş bitiriciyimdir. Prison Break'ın Sucre'si kadar olmasa da, elimden bir şeyler gelir, etrafıma karşılık beklemeden faydalı olmak isterim.

eh.. tabi, böyle ezik bir tablo cizmek istemezdim kendim hakkında. benim de egom var. hem de kol gibi. benim de gönlüm Madmen'deki Don Draper olmak isterdi. lakin "vermeyince mabud neylesin mahmut" demişler. işte o hesap, bir keresinde saçları briyantinle geriye yatırayım dedim. bir sike benzemedi. sapka dedim, takım elbise dedim. onlarla da bu sıcaklarda biştim resmen. yine olmadı. hele bir de Gregory House'a özenip bastonla dolaşmam vardır, aman diyeyim hatırlatmayın. rezalet.

hadi böyle karizmatik olamadım, neyse de; Chuck gibi sempatik sakar da olamadım anasını satayım, ona yanarım. sempatik sakar olacağıma, beceriksiz dingil oldum. ha, ama yalan da yok; The Big Bang Theory'nin Sheldon Cooper'u kadar zekiyim bence. komiklik dersen, Scrubs'un J.D.'si diyeyim, sen anla.

daha daha niceleri var "aha anı ben lan!" dediğim; Randy Hickey, Sean Mcnamara, Kenny Mccormick, Lisa Simpson, Jerry Seinfield, Al Bundy, Alan Harper, hatta Dexter Morgan ve daha niceleri... hepsinden bir parça. başta dedim ya, garip bir his bu. oldukça da ürkünç. öyle ki; kimi zaman kendimi odanın TV'ye en uzak noktasında dizlerimi göğsümle birleştirmiş bir halde otururken buluyorum. hayatımı, daha önce görmediğim gerçeklikte görüntülerle ve full hd kalitesiyle servis eden televizyonum korkutuyor beni. tarafından sürüklenen hayatımı, bölüm bölüm bana göstermesi dayanılacak gibi değil.

4 yorum:

mgntwmn dedi ki...

bittim.







okeye dönüyorum:)

gasilhane dedi ki...

Lost geçmiyor ya yazıda, kafidir:)

Adsız dedi ki...

Sheldon kadar zekisin üstat.Yazıların bunu gösteriyor.

esma dedi ki...

Terry Granchester'den bi parçan yok mu:D