27 Mayıs 2010 Perşembe

Gider Borusu

canımız ciğerimiz blogların yırtıcı forveti depik şurada dertlenmiş biraz. bunun üstüne ben de uzundur kafamda kurduğum bir teoremi burada paylaşmak istedim.

şimdi, bizlere "dünya barışı", "insanların kardeşliği", "bilimde yol katetme", "sanatın anasını ağlatma" gibi argümanlarla çok ulvi bir amaç empoze ediliyor olsa da çoğumuz için hayatın temelinde mutlu olmak yatar ve insan bu mutluluğu yine bir çok ulvi sıfatla içini doldurduğu, ismine de "aşk" dediği ikili ilişkilerinde arar. bir insanın en büyük derdi başka bir insan olunca da düşüncesi, hareketleri, amaçları hep beğenilmek ekseninde olur.

bu ekseni yakalamak haliyle pek kolay olmaz. zira bir çok farklı etken sayesinde o eksenin konumu oldukça belirsizdir. insanoğlu, trendlerin belirlediği rastlegele pozisyonuna ve yakalanamazlığına "görecelilik" diyip kovalamaktan vazgeçmeye çalışsa da o ekseni arayış hiç bitmemiştir, bitmez.

peki; beğenmek, beğenilmek bu kadar belirsiz şeylerken nasıl oluyor da oluyor? kimi kıllı severken, kimi kendini güldürene gönlünü kaptırıyor, kimi jude law beklerken, kimi apaçilere talim ediyor? yani böylesine kaypak bir durumda kimsenin kimseyi beğenmemesi gerekirdi.

yo hayır, bu olay kişiye ait beğenme skalasından dolayı kaynaklanmıyor. "nasıl birisinden hoşlanırsın?" diye anket yapsalar, kimse "mobilet ense saç modeli, boys anılar hayranlığı, öküzlük, andavallık" gibi sıfatları saymaz. herkes "güzel ya da yakışıklı, kültürlü, zeki, esprili, kocaman kolları gepgeniş omuzları ya da işte şu kadar götü böyle göğüsleri olsun" der. yani bu açıdan istekler ve arzularda neredeyse bir standart tutturulmuştur. ama pratikte durum hiç de öyle değildir. "onun bu vurdumduymaz serseri danalığına vuruldum", "aslında ismail yk'nın slov şarkıları hoş bile.." gibi bahanelerle üstü örtülmeye çalışılsa da pratikte kimden, neden hoşlanacağımız asla belli olmaz.

işte bu noktada tüm bu enteresan mekanizmaya bir açıklama getirmeye çalışırken bulduğum bir formül beni durumu kolayca kavraması yönünden oldukça tatmin etti. formülün ismi "gider". "edward's attraction of sexes" gibi bir şey de koyabilirdim ismini. ama arkasında o kadar duracak kadar güvenmiyorum bu formüle. biri çürütürse filan en azından "ismi gider diye formül mü olur lan, zaten komikliğine bulmuştum" diyip ortamdan sıvışırım. ha tutarsa da "halkın içinden gelen bir formüle halkın anlamayacağı 'bu benim ilerde ne işime yarayacak' dedirtecek bir isim koymak olmazdı. ah haha... imzalı fotoğraf mı? ah bir saniye lütfen" diye de hava atmam değil, atarım.

formül, kişisel özelliklerin karşıda yarattığı ilginin en birinci derecede özgüvene bağlılığını özetliyor. matematiksel ifadesi de şu;

özgüven x (zeka + güzellik + mutfak becerisi + yatakta hayvanlık + falan filan...) = gider

yani burada giderimizin olmasında, hayvani bir güzelliğe yahut über bir zekaya sahip olmamız yetmiyor. ayrıca bu hayvani güzelliğin ve über zekanın çarpanı olarak bir miktar özgüvene de sahip olmak gerekiyor. şimdi bir örnekle açıklayalım;

elde iki adam var özellikleri şöyle: (notlar 10 üzerinden. pi = 3)

adam-1

zeka: 2
güzellik: 4
karizma: 3
güldürme becerisi: 5
özgüven: 6

adam-2

zeka: 8
güzellik: 6
karizma: 7
güldürme becerisi: 7
özgüven: 2

şimdi giderlerini hesaplayalım bu arkadaşların:

adam-1'in gideri;

gider = 6 x (2 + 4 + 3 + 5) = 84

adam-2'nin gideri

gider = 2 x (8 + 6 + 7 + 7) =  56

işte! yazları esmer ve yavşak taylan'ların yanlarından kız eksik olmuyorken, zeki, kültürlü, yakışıklı ama biraz çekingen (badak) iyi çocukların evde yalnız oturmalarının sebebi aradaki 28'lik gider farkı. belki pi'yi 3,14 alırsak; olsun sana 25. yine kurtarmaz.

p.s.: bu formül gayet tabi hanımlar için de kullanılabilir. öyle "eh ama biz ne yapalım, gönlümüzü çalıveriyorlar..." diye sırıtacaklarsa, sonrasında "o şişkoda ne buluyorlar?!" diye yerleri döverken de ağlamasınlar.

9 yorum:

éLLa dedi ki...

sen bu formulle nobel ödulunu bilem alirsin :) akillica bi cözum aciklama yapmissin haci, tbrkler.

Edward Ander dedi ki...

=)))
nobel'in hangi ödülünü verirler ki buna. "nobel yazış ödülü" ya da "nobel ilişki ödülü"..

depik dedi ki...

olum bu ne hız:) ama ben böyle işe yarar formül görmedim. senden kolanın formülünü de bekliyorum yakında.

Edward Ander dedi ki...

haa... işte kola zor hacı. ama çalışmalarımız devam ediyor, kokakola hissen varsa sat bence.

Chen dedi ki...

"Çirkin erkelerin yanında güzel kızlar olması" ya da "güzel erkekler yanında çirkin kızlar olması" klişeleri de bir sonuca varıyor böylece. Tebrikler. =)

Sirius dedi ki...

Allah çirkin şansı versin'e man of science bakışı. harika olmuş (:

Edward Ander dedi ki...

açıkçası ben ona "man of the engineering faculty" derdim. =))

mgntwmn dedi ki...

ahahahaha! biz buna kısaca "sen kendini nasıl görürsen, etrafındakiler de seni öyle görüyor" deriz. kardeşlerimize bir numaralı gazımızdır. Artık formulu yazıp dağıtacağım ağlayanlara:)

Alchemist dedi ki...

formülün zekice olmuş gerçekten. keşke altına bi yere "beğen" "hayran ol" gbi bişeler koysaydında ona tıklasaydık şimdi sadece "beğendim" yazmak olmaz illa cümle kurucan. aman boşver de diyemiyosun çünkü hakkaten beğendin ve belli etmek istemektesin kıl yün..:D